Canlılar ve Çevre(10.Sınıf Biyoloji)

2009-02-14 19:08:00
EKOLOJİ “DÜNYA ORTAMI ve CANLILAR”

Günümüzde insan çevre ve ekoloji sözcüklerini bir bütün olarak kullanmaktadır. Kıta-lardan okyanuslara,göllerden akarsulara, yer altı sularından atmosfere, mikroorganizmalardan insana ve bitkiler âlemine kadar bütün canlı ve cansız varlıklar arasında düzenli bir ilişki var-dır. Yani organizmalar yaşamlarını sürdürebilmeleri için diğer organizmalarla ve çevreleriyle ilişki içerisindedir. Organizmaların çevreleriyle ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen bi-lim dalına “ekoloji” denir. son 30-35 yıl içinde dünya nüfusunun hızla artması, sanayi ve tek-nolojinin ilerlemesi, doğal kaynakların tükenmeye başlaması, çevre sorunlarının gündeme gelmesine yol açmıştır.

1) Canlılar ve Çevre

Günümüzde çevre sorunları gitgide artmaktadır. Sanayileşme ve ekonomik büyümenin amacı gelişmektir. Gelişmenin sağlıklı olabilmesi için canlıların ve diğer doğal kaynakların korunması gerekmektedir. İnsanların ve diğer canlıların yaşamları süresince varlıklarını sür-dürdükleri dış ortama çevre denir. Doğada canlıların birbirleriyle ve cansız çevresiyle olan i-lişkileri sağlıklı ise doğal denge sağlanmış demektir. İnsan, içinde bulunduğu çevreyi tanımak zorundadır.
İnsan nüfusunun artması; sağlıksız kentleşmeye ve zararlı atık maddelerin birikmesi-ne, yeşil alanların azalmasına yol açmaktadır.
Dolayısıyla insan ekolojik dengeyi bozarak çevre sorunlarına yol açmaktadır. Doğal dengenin bozulması da canlıların yaşamını tehlikeye sokar.

2) Çevrenin Cansız ve Canlı Etmenleri

Canlının dışında bulunan ve canlıyı etkileyen herşey çevrenin öğesidir. Çevre kendi arasında cansız (abiyotik) etmenler ve canlı (biyotik) etmenler olmak üzere 2’ye ayrılır.

Cansız Etmenler
Cansız ortamlardaki ışık, sıcaklık, iklim, toprak ve mineraller, su gibi etmenler canlıla-rın yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Canlılar da doğal dengeyi bozacak şekilde cansız çevrelerini etkiler. Canlıların yaşamını etkileyen fiziksel etmenler aşağıda maddeler halinde a-çıklanmaktadır:
● Işık: Yeryüzündeki bütün enerjilerin kaynağı güneştir. Güneş enerjisinin çok az bir kısmı, dünyaya gelerek bitkiler tarafından fotosentez olayında kullanılmaktadır. Bitkiler top-raktan su ve mineral maddeleri, atmosferden karbondioksiti alarak güneş enerjisinin etkisi ile bu maddeleri birleştirirler; güneş enerjisi kimyasal enerjiye dönüştürülerek glikozun yapısına katılır. Bu sırada yan ürün olarak atmosfere oksijen verilir. Oluşan besini kullanan canlılar, enerjiyi de almış olurlar.
• Sıcaklık: Dünya küre biçiminde olduğu için güneş ışığı her yere eşit oranda dağıl-maz. Bu nedenle sıcaklık da her yerde eşit değildir. Organizmaların dağılış alanlarının sınırla-rı, genellikle sıcaklığın kontrolündedir. Düşük ve yüksek sıcaklık, türlerin yayılışında önemli rol oynar. Yeryüzünün farklı bölgelerinin farklı miktarda ısınması, hava akımlarına ve okya-nuslarda su akımlarına neden olur. Bu akımlar ile atmosferin ısı dağılımı bir miktar dengele-nir.
• İklim: Dünyanın küresel şekli, atmosferin yapısı, ışınların geliş açısı, havanın say-damlık derecesi birim alana düşen ısı miktarı üzerinde etkilidir. Enerjinin büyük bir bölümü güneş ışınlarının dik geldiği ekvatora yakın bölgelere giderken, kutuplara ve diğer bölgelere ise daha az enerji ulaşır. Bu farklı enerji dağılımından dolayı doğada ısı dengesizliği oluşur.
Uzun zaman aralığı içinde belirli bir bölgede egemen olan atmosfer koşullarına iklim denir.
Bir bölgenin iklimini belirleyen en önemli etkenler, ekvatora uzaklığı, denize uzaklığı ve deniz seviyesinden yüksekliğidir.
Coğrafi konum, dağların özellikleri, bitki örtüsü ve su iklimi belirler. Yeşil alanların azalması, volkan püskürmeleri ve diğer faaliyetlerle atmosferden artan toz tabakası, ısının azalması, dünyadaki hava olaylarını dolayısıyla iklimi etkiler.
• Toprak ve Mineraller: Rüzgar, sıcaklık ve suyun aşındırıcı etkileri dünyanın yüze-yini kaplayan kayaların zamanla parçalanmasını, toprağı oluşturan mineral taneciklerinin or-taya çıkmasına neden olur. Kayaların üzerinde yaşayan bitkilerin zamanla ölmesi ve sonuçta çürümesi ile humus denilen organik madde ortaya çıkar. Mineral tanecikleri ile humus karışa-rak toprağı oluştururlar. Toprakta yaşayan canlılar toprağın özelliklerini değiştirmektedir. Toprak, bitkilerin gelişmeleri için gerekli olan su ve mineralleri içerdiği gibi, aynı zamanda bitkilerin kökleriyle tutunabilecekleri sağlam bir temeldir.
•Su: Yeryüzünün ¾’ü sularla kaplıdır. Atmosferde bulunan suyun yağmur, kar, dolu olarak yeryüzüne dönmesi yağış olarak tanımlanır. Yıllık yağış miktarı bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Dağlar, yükseklik, rüzgâr, su kitleleri yağış miktarını önemli ölçüde etkiler. Canlıların vücut yapısının büyük bir bölümü de sudur. Susuz bir yaşam düşünülemez ve su-yun yerini başka hiçbir madde alamaz.
•pH: Doğadaki sular asidik ve bazik (pH) özellikleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler. Ortamın pH derecesi organizmanın yaşamsal faaliyetlerini etkiler. Canlılar kendi-lerine uygun pH derecesi olan yaşama ortamlarını tercih eder.

Canlı (Biyotik) Etmenler
Canlı etmenler görevlerine göre üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere gruplandırılır.
•Üreticiler: Yeşil bitkiler, bazı bakteriler ve mavi yeşil algler üretici organizmalardır. Güneş enerjisini fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye dönüştürerek sistem tarafından kullanı-labilir enerji şekline dönüştürürler. Bu sırada diğer canlılar için de besin üreterek enerjiyi be-sinin yapısına katarlar. Kendi besinini kendi üreten bu organizmalara otorof canlılar denir.
Tüketiciler: Üreticilerin ürettiği besinlerle beslenen canlılara tüketici denir. Genel-likle hayvan türleri tüketicidir.
Ayrıştırıcılar: Ayrıştırıcılar ekosistemin en önemli unsurlarıdırlar. Bazı bakteri ve mantarlar ayrıştırıcı organizmalardır. Ayrıştırıcı organizmalar toprağa düşen ölü bitki ve hay-van dokularını, sindirilmemiş organik atıkları parçalayarak bir yandan kendi enerji ve besin ihtiyaçlarını sağlar, bir yandan da atıkları diğer canlıların kullanabileceği şekle getirirler. Böy-lece doğada madde döngüsüne olanak sağlayarak sınırlı miktardaki maddelerin tekrar kulla-nılmasına yardımcı olurlar.

A) Madde ve Enerji Akışında Üretici, Tüketici ve Ayrıştırıcı İlişkileri

Çevrenin canlı ve cansız öğeleri arasındaki ilişkilerde enerji önemli bir etkendir. Ener-jinin temel kaynağı güneştir. Güneş enerjisi, bitkiler tarafından kimyasal enerjiye dönüştürüle-rek besinlerin yapısına katılır.
Canlılar ototrof, heterotrof ve hem ototrof hem heterotrof olarak beslenirler.
•Ototrof canlılar, kendi besinlerini kendileri üretir ve depo etme yeteneğine sahiptir-ler. Bu nedenle ototrof canlılara üreticiler de denir. Enerjiyi güneş ışığından sağlayan canlıla-ra fotosentetik ototrof denir. Kendileri için gerekli olan enerjiyi bazı inorganik bileşiklerin oksidasyonundan sağlayan organizmalara kemosentetik ototrof canlılar adı verilir.
•Heterotrof organizmalar, besinlerini ortamdan hazır alır. Ototrof canlıları ve çürü-müş organik maddeleri besin olarak kullanan heterotroflara, hazır besinleri tükettikleri için tüketiciler de denir. Heterotroflar beslenme özellikleri bakımından üçe ayrılırlar:
Holozoik: Besinlerini katı parçacıklar halinde alanlar
Simbiyoz: Birlikte yaşayanlar
Saprofit: Çürükçül yaşayanlar
Ayrıştırıcılar ölü bitki ve hayvan kalıntılarıyla, organik artıkların üzerine enzimler salgılayarak bu maddeleri parçalar ve kendileri için gerekli olan organik maddeyi bünyeleri-ne alırlar. Ayrıştırıcıların yaptıkları bu beslenme şekline saprofit (çürükçül) beslenme denir.

A) Simbiyotik İlişkiler

Komünitede türlerin hepsi az ya da çok birbirleriyle ilişki içindedir. İki organizmadan birinin ya da ikisinin canlılığını sürdürmek için bir arada bulunmalarına simbiyoz denir. Bir-likte yaşayan ortaklardan biri yarar görürken, diğerinin yarar ya da zarar görmediği yaşama birliğine kommensalizm adı verilir. Birlikte yaşayan organizmaların birbirlerine karşılıklı yarar sağladıkları yaşama biçimine mutualizm denir. Bir canlının, başka bir canlının içinde ya da üzerinde yaşayarak besinini ondan sağlaması şeklindeki birlikteliklere parazitizm de-nir. Bit, pire, tahta kurusu gibi vücudun dışında yaşayan parazit canlılara dış parazit, bağırsak solucanı, bazı bakteriler gibi vücudun içinde yaşayan parazit canlılara ise iç parazit denir.


3428
0
0
Yorum Yaz